Bir kişi daha oyun oynarken öldü!

İngiltere’de bir Xbox oyuncusu, aralıksız olarak 12 saat oyun oynadıktan sonra kan pıhtılaşması yüzünden hayatını kaybetti.

Bir Xbox oyuncusu, 12 saat aralıksız oyun oynadıktan sonra kan pıhtılaşması yüzünden öldü. İngiltere’de gerçekleşen olayda, Chris Stanifort adlı 20 yaşındaki oyuncu, uzun süre hareketsiz kalmasından ötürü, uzun menzilli uçuşlardaki yolcularda da görülebilen “derin toplardamar pıhtılaşmasına” maruz kaldı ve bu yüzden akciğerlerinin tıkanması nedeniyle hayatını kaybetti.

Chris’in babası, oğlunun üzücü ölümüyle ilgili olarak “Bir ebeveyn olarak ne yaptığını bildiğiniz için bilgisayar oyunu oynamanın ona zarar veremeyeceğini düşünüyorsunuz. Tüm ülkede çocuklar, uzun süreler boyunca bu oyunları oynuyorlar. Bunun, onları öldürebileceklerini fark etmiyorlar.” dedi.

Chris, 12 saat oyun oynadıktan sonra dışarı çıktı. Daha sonra arkadaşına göğsünde ağrı hissettiğini söyledi ve yere yığıldı. Sağlık ekipleri olay yerine gelmesine rağmen, onu kurtaramadılar. Adli doktor, 20 yaşındaki bu gencin hiçbir sağlık sorunu olmamasına rağmen derin toplardamar pıhtılaşması yüzünden öldüğünü doğruladı.

Chris’i tanıyan David adlı biri, onun oyun tutkusuyla ilgili olarak “Chris, Xbox’ı için yaşardı. Bir oyuna başladığında, aralıksız olarak saatlerce oynardı. Bu süre bazen 12 saati bulurdu.” şeklinde bir açıklama yaptı.

‘Uzun şekerlemeler diyabet işareti olabilir’

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre, gündüz 1 saatten fazla uyumak, tip 2 diyabet (şeker hastalığı) işareti olabilir.

uyku-kestirmek

Tokyo Üniversitesi’nin araştırması, uyku düzensizliği ile diyabetin bağlantılı olabileceğini ortaya koyması açısından önemli.

Araştırma kapsamında 300 binden fazla kişi incelendi. Günde 1 saatten fazla uyuyan insanların, hiç uyumayanlara kıyasla yüzde 45 daha fazla tip 2 diyabet riski taşıdığı ortaya çıktı.

40 dakikanın altındaki kestirmelerle diyabet arasında ise bir ilişki bulunmadı.

Hatta araştırmalar, gün içindeki kısa kestirmelerin sağlığa faydalı olduğunu gösteriyor. Bu kısa uyku, motor becerileri ve atikliği artırıyor.

Araştırmanın sonuçları Almanya’nın Münih kentinde yapılacak olan Avrupa Diyabet Çalışmaları Derneği toplantısında sunulacak.
‘Uyku apnesinden de kaynaklanıyor olabilir’

Araştırmacılar gün içinde uzun uyuma ihtiyacının, gece uykusunun kötü olmasından, büyük olasılıkla uyku apnesinden kaynaklanıyor olabileceğini belirtti.

Bilim insanları bu uyku düzensizliğinin kalp krizi, kardiyovasküler rahatsızlıklar ve tip 2 diyabet de dahil olmak üzere bazı diğer metabolik düzensizliklere neden olabileceğine dikkat çekti.

Çalışma düzeni ve sosyal hayattan kaynaklanan uyku eksikliğinin ayrıca yeme bozukluklarına da neden olduğu, bunun da tip 2 diyabet riskini artırabileceği belirtildi.

Ancak uykunun şeker hastalığının nedeni mi, sonucu mu olduğu netlik kazanmış değil.

 

Gün içindeki uzun uykunun diyabetle ilişkilendirilmesinin nedenlerinden biri, araştırmaya katılan hastaların bazılarının diyabetin erken evrelerinde olması da olabilir.

Daha az sağlıklı ve diyabetin ilk evrelerindeki hastaların gün içinde daha uzun şekerlemeler yaptıkları biliniyor.

Glasgow Üniversitesi’nden Naveed Sattar, “Diyabete neden olan risk faktörleri, uykuya da neden olabilir, örneğin şeker seviyesinin biraz yüksek olması gibi… Bu da gün içindeki kestirmelerin diyabet için bir uyarı olabileceği anlamına gelebilir” diyor.

İngiliz uzmanlar ise teşhis konmamış diyabet hastalarının gün içinde yorgun hissettiklerini ancak gün içindeki kestirmelerin diyabet riskini artırdığına dair bir kanıt olmadığını belirtmişti. (BBC)

Günde bir bira kalp krizi riskini azaltıyor

Günde bir bira içmenin sağlığa zararlı olmadığı belirtildi. İtalyan bilim insanlarının araştırmasına göre, günde yaklaşık bir ya da iki bardak bira içmek sağlığa zarar vermiyor ve kalp krizi riskini de azaltıyor.

kalp-sagligi

İtalya’nın Pozzilli bölgesindeki Akdeniz Nöroloji Enstitüsü’nde (NeuroMed) görevli araştırmacılar, günde 700 ml’ye yakın (1.4 pint) bira içmenin kalp krizi riskini yaklaşık yüzde 25 oranında azalttığını söyledi.

Ancak bazı uzmanlar ise araştırmaya dair kaygılar olduğu uyarısında bulunuyor.

Independent’da yer alan habere göre yapılan 150 farklı araştırma sonucu, günde 330 ml’lik iki şişe biranın sağlığa zararlı olmayacağını gösterdi.

Araştırmacılar, kadınlarının çoğunun günde bir küçük teneke kutu bira, erkeklerin de iki kutu bira içmesinin, kanser, bunama veya diğer yaygın hastalıklara yakalanma risklerinde bir değişiklik yaratmadığını belirtiyor.

NMCD adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırma, biranın, şarap gibi kalp rahatsızlıklarına karşı da benzer bir korunma sağladığını ifade ediyor.

“Kaygılar var”

Epidemiyoloji uzmanları, alkol içeriğindeki ‘iyi’ kolesterolün kalp krizi riskini de azalttığı sonucuna vardı.

Fakat uzmanlar, aşırı alkol tüketiminin organlara ciddi zarar verdiği, kamu sağlığı ve toplum için de ciddi bir sorun oluşturduğu uyarısında bulunuyor.

Araştırmacılar raporlarında “Alkol bağlantılı kanser veya alkol bağımlılığı riskleri yoksa düzenli ve hafif bira tüketen sağlıklı yetişkinlere, bira içmemeleri tavsiyesinde bulunmak için herhangi bir gerekçe yok” diyor.

Independent’a konuşan University College London’da görevli epidemiyoloji uzmanı Dr Annie Britton’a göre ise araştırmaya temkinli yaklaşmak gerekir:

“Bu kanıtlar için temel alınan epidemiyolojik çalışmaların kusurlu olduğuna dair kaygılar var.”

bira

“Makul oranda alkol tüketenlerin sağlığıyla, hiç içki içmeyen veya içmeyi bırakanların sağlığını kıyaslamak bu gruplar arasında başka farklılıkları da yansıtır.”

“Bira dahil, alkolün kalbi koruduğu atfı abartılı olabilir.” (BBC)

“21. yüzyılda damar sertliği salgını olacak”

Türk Kardiyoloji Derneği Yeterlilik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haldun Müderrisoğlu, kalp-damar hastalıklarının görülme sıklığında artış beklendiğini belirterek, “21. yüzyıl görüldüğü kadarıyla ateroskleroz (damar sertliği) salgınının olacağı bir yüzyıl olacak. Yetersiz beslenme, az hareket, birtakım çevresel koşullar ve risk faktörleriyle yeterince mücadele edilmemesi bu sonucu getiriyor” dedi.

damar-sertligi-tedavisi

Müderrisoğlu, Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Kalp Hastanesinde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, dernek bünyesindeki yeterlilik kurulunun, Türkiye’deki kardiyoloj eğitiminin standartlarını belirlemek ve bunları daha ileri seviyelere taşımak amacıyla 2002 yılında oluşturulduğunu anlattı.

Türkiye’de kardiyoloji uzmanlık eğitiminin sorunlarına değinen Müderrisoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“21. yüzyıl görüldüğü kadarıyla ateroskleroz (damar sertliği) salgınının olacağı bir yüzyıl olacak, bütün göstergeler öyle. Yetersiz beslenme, az hareket, birtakım çevresel koşullar ve risk faktörleriyle yeterince mücadele edilmemesi bu sonucu getiriyor. Dolayısıyla gerçek anlamda ateroskleroz, kalp hastalıkları ve koroner hastalıklar ile mücadele eden, yetkin, genç kardiyologlara ihtiyaç var. Genç kardiyologların oldukça yoğun bir eğitimden geçmeleri ve iyi bir iç hastalıkları eğitimi almaları gerekiyor. Oysa şu anda hepimizin bildiği gibi kardiyoloji eğitimi 4 yılla sınırlanmış durumda. İç hastalıkları bunun bir parçası ama yeterli olmadığını hepimiz iyi biliyoruz. İkincisi, şu anda akademik performans, son çıkan yasalar sonucu artık tamamen hizmet performansına dönüşmüş durumda. Hocalarımız, öğretim üyeleri daha fazla iş üretmek zorunda, bu nedenle eğitimi istendiği ölçüde ön planda tutamıyorlar.”
damar-sertligi

Müderrisoğlu, ERÜ Kardiyoloji Ana Bilim Dalında verilen eğitimden çok etkilendiklerini ifade ederek modern kardiyolojinin gerektirdiği her türlü hizmet ve imkanın bulunduğunu bildirdi. ERÜ Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Oğuzhan da kendilerine destek veren fakülte yöneticilerine teşekkür etti.

Kaderiniz avucunuzdan belli mi?

Yapılan yeni bir araştırma, kalp krizi, felç ya da erken ölüm riskini belirlemekte avuçların, daha doğrusu gücünün önemli bir ipucu olabileceğini gösterdi.
bilek-gelistirme

Lancet dergisinde yayımlanan araştırmaya göre avuçların sıkı kavrama gücü, risk tahmini yapmakta tansiyon ölçümlerinden daha iyi sonuç veriyor.

Uluslararası bir araştırma ekibinin yaklaşık 140 bin kişi üzerinde yaptığı araştırmada bu yöntemin doktorlara “basit ve pahalı olmayan” bir imkan sunduğu belirtildi.

Buna göre, bir şeyi sıkarken kullanabileceğiniz azami güç, yaşın ilerlemesiyle birlikte azalıyor.

Araştırmada, bu gücün en hızlı azaldığı grupların sağlık sorunları yaşama riskinin daha yüksek olduğu görüldü.

20’li yaşlardaki kadınların kavrama gücü yaklaşık 34 kiloya denk düşerken, 70’li yaşlarda bu güç 24 kilo oluyor. Erkekler içinse, 54 kilodan 38 kiloya düşüyor.

‘Tansiyon ölçmekten iyi’

Avuçların kavrama gücündeki her beş kilo değerindeki eksilme, erken ölüm riskini yüzde 16 arttırıyor. Ölümcül kalp hastalığı riski yüzde 17, felç riski de yüzde 9 artıyor.

Kalp krizi ya da felç riski halen hastaların yaşı, sigara kullanıp kullanmadığı, obezite, kollesterol düzeyi, tansiyon ve kalıtsal durumuna göre belirleniyor.
bilek-gelistirme

Araştırmacılar ise, kavrama gücünün bu konuda sadece tansiyon ölçümünden daha iyi sonuç verdiğini bildirdi.

Kalp rahatsızlıklarının neden avuç gücünü etkilediği konusunda ise araştırmaların sürmesi gerektiği belirtildi.